|
|
Çağların
silemediği, zamanın solduramadığı güzelliğini
sonsuza kadar koruyacak bir kent Knidos.
Knidos kentinin en ilginç yapısı Aphrodite Tapınağı.
İnsan imgesinin düşünebildiği en güzel
Aphrodite, sanat tarihinin ilk çıplak kadın
heykeli Knidos Aphrodite'i.I.Ö. IV. Yüzyılda
ya$ayan Knidos’lu ünlü matematikçi ve astronom
Eudoksos'un Güneş Saati. Mevsimleri ve saatleri gösteren
bu saatin dünyada bir esi daha yok. I.Ö. 350-400'e
tarihlenen Aslanlı Gömüt. Orijinali piramit şeklinde
olan bu Dor gömütünün tepesinde 3 m. Uzunluğunda,
1.80 m. Yüksekliğinde bir aslan heykeli
bulunuyormuş. 1 ton ağırlığındaki bu şahane
aslan bugün British Museum'da. Antik cağda
Knidos'a giden ticaret gemilerinin fırtınalı
havalarda sığındıkları ve yüklerini boşalttıkları
Körmen LimanıTaş Evleri, bahçe duvarlarından
sarkan begonvillerin bir renk cümbüşüne dönüştürdüğü
daracık sokakları, şair Can Yücel’in müze
haline getirilen evi ile Datça'nın görülmeye değer
yerlerinden biri Eski Datça. |
|
|
Datça'yı çoğumuz
henüz tanıyoruz ama, tarihi çok eskilere gidiyor.
Bizim, yolu virajlı diye gitmeye üşendiğimiz Datça'ya
Karlar, Mısırlılar, Hititliler, İskitler,
Asurlular, Dorlar, Persler, Spartalılar, Atinalılar
üstelik yol yok, iz yokken gitmeye üşenmemişler.
Büyük İskender bile işi gücü bırakmış,
havasını teneffüs etmeye, denizinde serinlemeye
buralara gelmiş.
Datça'da hangi taşı kaldırırsanız altından
tarih çıkıyor. Dorlar, burada 50 kadar yerleşim
yeri kurmuş. Yarımadanın nüfusu 100 binin üzerine
çıkmış. Aradan 2 bin 700 yıl geçmiş, bugün nüfusu
taş çatlasa 35 bin. Ben hep demiyor muyum? Eskinin
insanları yaşanacak yerleri bizden iyi biliyorlarmış.
Datça'nın havası her derde deva. Nem oranı sıfır.
Oksijen oranı çok fazla. Yarımada kalp ve
romatizmal hastalıkları olanlar, dolaşım bozukluğu
ve tansiyondan şikayeti bulunanlar için adeta doğal
hastane. Az kalsın unutuyordum, Datça'nın havası
kireçlenmeye de çok iyi geliyor. İki büklüm
gelenler, burada dimdik oluyor. |
|
|
|
|
|